Kuran’da ki fonetik çelişkiler
Bakara / 159 : İndirdiğimiz apaçık delilleri ve hidayetin ta kendisi olan ayetleri, insanlar için biz kitapta açıkladıktan sonra, gizleyenler varya, muhakkak ki onlara Allah lanet eder. Lanet edebilenler de lanet eder.
Bakara / 160 : Ancak tevbe edip halini düzelterek, hakkı söyleyenler başka. Ben onları bağışlarım, öyle merhametliyim. Tevbeleri kabul ederim ben.
Bakara / 161 : Amma, ayetlerimizi inkar etmiş ve kafir olarak can vermiş olanlar, işte Allah’ ın laneti, meleklerin laneti ve insanların laneti hep onlar üzerine olsun.
Bakara / 162 : Ebediyyen o lanetin altında kalırlar. Ne azapları hafifletilir. Ne de kendilerine göz açtırılır.
Bakara / 163 : Muhakkak ki hepinizin ilahı tek bir ilahtır. Ondan başka ilah yoktur. O rahman ve rahimdir.
İlk olarak;
Sürekli edilen, bir lanet söz konusu. Bu düşmanca tutum ve sert cephenin, hoşgörü ve kutsiyet ile bir alakası olamaz. Bir Tanrı ve onun Peygamberi sürekli lanet edemez. Bu diktatör rejiminden farksız bir yapıda, hedef göstermekten başka birşey değildir. Bu derece vahşi olmalarının sebebi peygamberinin vahşi olmasında saklı sanırım.
İkinci olarak;
159. surede ilk satırda telaffuz edilen bir kişi var. “İndirdiğimiz” cümlesi, çoğul bir ağızdan gelmekte. Sonra ki satır, Tanrı’ nın lanet edeceğinden söz ediyor. Oysa ki bu Tanrı’ nın ağzından çıkmış olamaz. Çünkü Tanrı indirseydi, “İndirdim” cümlesi kullanılması mantıklı olurdu ve bir başka Tanrı’ nın lanet etmesi gibi bir cümle, kendisinin varlığı ile çelişirdi. Görülen o ki Muhammed kendi ağzından yazdırmıştır.
160. Sure tamamen Tanrı’ nın ağzından kaleme alınmıştır. Bağışlayacağını ve tevbeleri kabul edeceğini söylüyor. Nitekim Muhammed değilse tabii ki.
161. Sure, 159. Sure’ de olduğu gibi, Tanrı’yı üçüncü şahsa indirgeyen ve sureyi sahiplenen bir Muhammed profili çizmekte..
162. Sure çoğul anlam taşımaktadır. Burada Tanrı sanki yalnız değilmiş ve bir başka varlık ile beraber yazıyormuş gibi bir anlam çıkmakta. Bu bir yana Muhammed’in ağzıdan çıkan kişisel bir tehdit de söz konusu..
163. Sure tamamen Muhammed’ in sözleridir. Yoksa Allah kendisinden başka bir ilaha tapınılması için emretmezdi. Bu onun yine varlığı ile çelişmesine sebeb olurdu.
Şimdi algoritmik ele alalım;
159. Sure – Muhammed’ in sözü, 160. Sure – Allah’ ın sözü, 161. Sure – Muhammed’ in sözü, 162. Sure – Allah ve farklı biri yahut Muhammed ve bir kaç kişi, 163. Sure – Muhammed’ in sözü.
Görülen odur ki, Bir Allah yazıyor sureleri, Bir Muhammed.. Sırayla ortaya çıkıyor. Enteresan. Tamamı Allah kelamı olduğu varsayımlanan bir kitap için büyük bir çelişki ortaya çıkıyor.
Ya Allah kitabı yazarken, Resulunden yardım istedi, ya beraber yazdığı bir başka varlık var ki bu onun tekliğine gölge düşürür, yada Muhammed dönemin iktidar vehametine kapılıp, kitabın temasının gidişatını şaşırdı. Algoritmik hatalar meydana çıkardı.
(Favorim, sona ayırdım..)
Bakara / 30 : Ve düşünün ki; Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” dediği vakit; “A!.. Orada fesat çıkaracak ve kanlar dökecek bir mahlukmu yaratacaksın? Biz hamd ile tesbih ve seni takdis edip dururken?” dediler. “Her halde ben sizin bilemeyeceğiniz şeyler bilirim.” Buyurdu.
Bu sure de bahsi geçen “Adem”, daha yaratılmadan önce bile melekler tarafından ne kadar vahşi ve azgın olduğu bilinmekte. Sonra, melekler Tanrı’ larının bu emrine karşı söz söyleyip muhalefet yapmışlardır. Sonra, iradesiz, robotik ve denileni koşulsuz yerine getiren, oalrak nakledilen melekler nasıl olurlarda, düşünüp taşınıp böyle öngörülü bir muhalefette yüce yaratıcılarına karşı söz söylerler? Kaldı ki, Araf 13′ de bahsi geçen durumda şeytan/iblis’ de aynı durumdan ötürü böylesine hoş karşılanmamış direk kovulmakla yetinmiştir. böyle bir adalet gözlerimi yaşarttı doğrusu.
Kaldı ki başta da belirttiğim gibi meleklerin daha Allah’ ın aklında olup sözünü yeni açtığı bu “Adem” meselesi hakkında böyle öngörülü davranmaları ve bu denli insan evladının mizacını tanımaları da komik bir durum. Sonra Allah herşeyi bilebileceğinden pek emin olmasa gerek ki “her halde” cümlesini kullanıyor. Yoksa bu o anlamda değil de hani şu ilkokul çocuklarının tavırlarına benzer bir olay gibi “her halde” durumu mu tasvir ediliyor?
Bu Allah yeterince olgun değilmidir? Daha saymak isterdim ama inançlı arkadaşları fazla “Kızdırmanın” bir anlamı yok.
Şeytan’ ın / İblis’ in Şaşkınlığı
Araf / 12 : “Sana emrettiğim halde, secde etmene engel ne oldu?” buyurdu. “Ben” dedi, ondan hayırlıyım. Beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın.
Hicr / 33 : “Benim” dedi, “bir kuru çamurdan, değişken bir balçıktan yarattığın bir beşere, secde etmem mümkün değil.”
İsra / 61 : “Yine unutma ki, bir zaman meleklere Adem için secde edin demiştik, derhal secde ettiler. Fakat İblis; “hiç” dedi, ben bir çamur halinde yarattığın kimseye secde edermiyim?”
Sanırım Şeytan / İblis efendinin bir küçük hafıza problemi var ki, neden dolayı isyan ettiğini şaşırmış. Bir çamurdan yarattın derken, diğer yanda kuru çamur ve ya değişken balçık diye bahsediyor. Yahut çamur halinde diye niteliyor. Bu Şeytan / İblis Allah’ ın ne yarattığı hakkında bir fikri yokken nasıl olurda böylesi büyük(!) bir isyana kalkışıyor, aklım almıyor doğrusu. Kaldı ki Bakara 30′ da bahsi geçen meleklerin aynı durumda sadece sevgili Allah’ dan hoşgörülü bir cevap almaları anlatılıyor. Aynı adalet tekrar gözlerimi yaşarttı.

Eh be kardeşim, Arapça bilmiyorsunuz tefsir üzerinden milleti kerizlemeye kalkıyorsunuz. Arapçada ne zaman tekil ne zaman çoğul kullanıldığını, 1. çoğul şahıs kullanıldığında ne manaya geldiğini de söylesenize!
Yuh diyorum.. Bin kere yuh!
İlk olarak, bu derleme 4 farklı tefsir kaynağından doğrulanarak, Elmalılı Hamdi ve Diyanet’in kaynakları incelenerek hazırlandığını belirtmemde fayda var sanırım. Keyfi bir iftira yok. Bizde biliyoruz neyin ne olduğunu.. Kesin araştırma yapamadığım konuyu burada vermem!
İkincisi, ne zaman nerede hangi şahıs fiili kullanılıyor bu çok önemli değil. Başlığı okuduysan eğer fonetik çelişkiler diye atfetmiş olduğumu göreceksin.
Üçüncüsü, onca yazıya itirazın yok da, yalnızca şahıs fiilinde mi takıldın?
Yazının sadece çok az bir kısmını okudum, saçmalıklarını görünce gerisini okuma gereği duymadım.
Ben sana elma diyorum, sen armut!
Kardeşim Arapça yazılmış bir metni nasıl Türkçe çevirisi üzerinden ‘fonetik’ bakımından eleştirebilirsin?! Sen fonetik ne demek bilmiyor musun?
sen kronik bir vak’asın.
Anlamamakta niye inat ediyorsun? Söylediklerimi anlamak bu kadar mı zor?
Neyse, yorum yazıp sitenin güncellenmesine ve arama sonuçlarında yükselmesine daha fazla vesile olmak istemiyorum.
Yine de sizin için Allah’tan iman diliyorum.
webken inat ettiğim bir konu yok. lütfen olayı trajedik hale getirme.
saçmalıkalrın demişsin ki bunlar belirttiğim gibi birden fazla tefsirden ve aliminden alıntılanarak doğrulandı.
ben çamur atıp izinin kalmasını istemiyorum. doğru neyse onu söylerim be yalnış noktaları eleştiririm.
sen takıldığın nokta anlamsız ne diyorsun derdin ne?
Güzel ve farklı bir bakış açısıyla yazılmış bir yazıydı. Devam yazılarını bekleriz. Teşekkürler.
1 fonetik alfabede 1.tekil şahsı kuvetlendirmek için arapçada biz çoğulu kullanılır bu kuvveti simgeler çoğul manasında değil
2 Lanet meselesine gelince sanırım kitabın bir kısmını incelemiş bir kısmını ele alamışsın kuraan- ı kerimde dikkat et herşeyin bir karşılığı vardır lanet ve cezadan daha fazla ödül ve merhamet geçer
3 adem as yaratılırken değişik aşamalardan geçmiş aslı itibarı ile toprak doğru ama adem as yaratılıken bu toprak değişik aşamalara uğramıştır kuru toprak , çamur ve değişken balçık insanoğlundan konu geçerken aynı şekilde değişik aşamalar var alak kelimesini araştır ilgini çekebilir
4 meleklerin ins cinsinin mizacını bilmesi komiğine gitmiş levhi mahvuz kitabını lütfen incele sorularına cevap olabilir ve başka sorular aklına getirebilir
5 görünüşe göre kitabı okuyorsun ve daha güzeli sorular sorabiliyorsun yağmur bu dünyada her canlıya yağar ama arı o sudan bal yaparken akrep aynı sudan zehir üretir kesin bir bilgiye ulaşmadan bu kadar yorum yapman bence yanlış benim nacizane fikrim budur
1. bu senin kişisel yorumların olabilir sanırım. çünkü kuran’da bir edebi dil kullanılmıştır. çoğul yazılmışsa çoğuldur. tekil yazılmışsa tekildir. ha tefsir bilimcisiyim diyorsan tartışılır.
(Elmalılı Hamdi Yazır – İslam Ans../Tebari ve Tırmızi)
2. evet ödül ve ceza konusu da geçmektedir. fakat lanet, şiddet ve savaş ağırlıklı olarak geçer
(İlhan Arsel – Kuran Eleştirileri – Diyanet Başkanlığı)
3. Adem’in yaratılışına sende katkı getirdiğin için sağol. Hangi kaynak diye sormak istiyorum. yoksa kişisel bir yorum mudur bu?
ayrıca adem tek bir celsede 7 tür topraktan yaratıldı denir. sonra balçıktan imal edildi denir vs. vs
4. Lehvi Mahfuz incelenebilecek bir kaynak değildir. Bu konuda biraz uydurmuşsun gibi geldi. çünkü kuran o kitabın tanrı katında olduğunu anlatır.
5. Arı sudan bal yapmaz. arı polenden, kendi vücudunda ki bir toksin ile sentezleyerek bal yapar. kaldı ki akrep sudan zehir üretmez, böyle bir imkan yoktur.
Aynı sonucun aslında senin için geçerli olduğunu söylemekte fayda var. Geçersiz bir takım eleştiriler getirmişsin, fakat hiçbir kaynağa dayandırmadan, tahayyül ederek yorumlamışsın. tartışmamız bile bilgi israfıdır benim için. Lütfen araştır oku ve anlayıp gelirsen sevinirim.
Pingback: Kur’an-ı Kerîm Geniş Analizi « ADIM ADIM AYDINLIĞA
Yazilarini okudum,güzel oldugu kadar sürükleyici bir yanida var.Yanliz inanc konusu öyle bir konudurki; en cahili bile sözkonusu DIN oldumu aslan gibi kükrer.Ne dedigini bilmesede akbabalik yapar.Her pozizyondan kendisine bir menfaat saglamaya calisir.Herkez avukattir.Herkez yaraticiyi müdafa eder.Ama hic biri farkinda degildir.Benim nacizane düsüncem sudur.
Ahzab-50. Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helal kıldık. Ayrıca, diğer mü’minlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz olarak kendini Peygamber’e bağışlayan, Peygamber’in de kendisini nikahlamak istediği herhangi bir mü’min kadını da (sana helal kıldık.) Mü’minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir zorluk olmaması içindir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. …….
Simdi ayeti aciklamaya gerek yok zaten ortada.Amca kizi hala kizi teyze kizi akrabadan kim varsa.yetmedimi etrafta isteyen kadin varsa onlarida sana helal kildim.ama YANLIZCA SANA….(nedense) Ben hicbirzaman amcamin kizinla yada teyzemin kizinla yada herhangi bir akrabamla olmayi aklimin ucuna bile gitmedim.Fakat sevap yapalim diye kuran okusak okudugumuzu esasa alsak.demekki ne akraba kalacak ortada ne komsu.Ayrica birde ebucehile bedduva edilen ayet var bilirsiniz.Biz aciz kullar duva ederiz,yada bedduva ederiz.kime yalvaririz???? Allaha. peki Allah bedduva ederse kime yalvarir??? kimden bekler ebucehilin ellerinin kurumasini?zamanami birakir yoksa?Biz öfkelendigimizdede Allah belani verisn deriz.bunu kimden isteriz Allahtan.Allah derseki ebu cehil ellerin kurusun.???yani Allahin iside duvaya kalmistir.kral ciplak desekde büyü gözleri kapatmistir.