” Şüphecilik, Şüphe Etmek, gibi özgür kavramların dinlere göre yalnış olması, dinlerin akılcı yönergelere verdikleri değeri gösterir. Dinler; sorgulayamayan, uyuşuk beyinler ile beslenir..! “
İlk İnsan diye atfedilen Mitolojik kişilik Adem’den bu yana süregeldiğine inanılan bir inanç sistemi var. Tüm inanç fraksiyonlarını içinde zaten barındırdığı da Müslüman bilir kişilerce söylenmekte.
Her ne kadar Din öğretilerinin içerisinde bulunan bir kaç iyi kuramda olsa bu onları tamamen inanılır kılmaya yetmemektedir. Şöyle ki Kusursuz diye atfedilen bir Tanrı var ise eğer, gönderdiği onca rehber öğretilerinde bir şekilde net ve açık bir dille kusursuz olması mecburiyet gerektirir.
- Bergson’a göre din, zekanın dağınıklığı ve çaresizliği karşısında doğanın koruyucu tepkisi ve daha da ileride hayatın bütününe bağlanma, hayat hamlesinin en derinidir.
- Edward Sapir’e göre din, günlük yaşantının anlaşılmaz ve tehlikeli ortamı içinde gönül huzuruna iç huzuruna götürecek bir yolun bulunmasıdır ve çok karmaşık bir yapıya sahiptir, doğa ve toplumla ilgili olguları açıklamada insanlara yardımcı olur.
- Psikologlara göre din bir üst benlik olayıdır. Bireyi topluluğa bağlayan kişisel yapısının projeksiyon aracılığıyla belirlediği ikincil kurumlardır. Sosyologlar ise dini toplumla açıklarlar.
- Sosyoloji dine kutsalın toplum hayatındaki deneyimi olarak bakar.
- Parsons’a göre ise din, kainatta insanın yeri, insanın diğerleriyle ilişkisi, çevresi ve diğer insanlarla ilişkilere bağlı olarak arzu edilir olan ve olmayan şeyler hakkında geliştirilen ve gerçekleştirilen bir anlayıştır.
- Tasavvuf ve din psikologlarına göre din, insan-ı kamil insan olmaya sevkeden bir disiplindir.
- İslam Peygamberi Muhammed bin Abdullah‘a göre “gittiğiniz yoldur“.
- Satanist kilisesinin kurucusu Anton Szandor Lavey‘e göre insan yaşamını etkileyen her türlü elektriksel alandır.
Kaynak : Din [Wikipedia]
Bu kadar spekülasyon aklınızı karıştırmasın. Dinin yerleşebilmesinde ki öncelikli nitelik; kişinin yeter derece cahil olması. Ne kadar katı bir tanımlama.. Lakin kişinin sorgulama yeteneğini söküp alan ve mutlak cezalandırıcının gazabı ile korku temelli bir dikta kuruluyorsa, bence bu tanımlama gayet doğru mantık ile yapılmıştır diyebiliriz.
Genel anlamıyla din, doğaüstü bir nitelik taşır, mukaddestir ve değişmezdir (dogmatik).. Gönülden bağlanmayı, yani teslimiyeti bekler..
Koşulsuz itaat bekleyen bir öğreti ne derece bireyin özgürlüğünü düşünür ve aklına hitap eden bir mantık taşır? Tam teslimiyet isteyen ve dünyadan (Maddesel evrenden) soyutlanma koşulu taşıyan bir öğreti, bunların karşılığında ise tam anlamıyla kanıtları bulunmayan ve daha niceliği bile ispatlanamamış bir “Ahiret” kavramı ödüllendiriyorsa yahut cezalandırıyorsa, ne derece güvenilir olabilir?
Size tam anlamıyla bir ütopya sunuyor ve sizden bu ütopyaya koşulsuz bağlılığınızı bekliyor.
Ve birey algılayamadığı veya sebebini bilemediği bu tür umuda hitap eden ütopyadan beklenti içerisine giriyor.
Bireyin beyni uyuşturularak, ve sürekli tekrarlanan kavramlar ile esir edilerek tam bir koyun (Mürid – Mümin) haline getiriliyor. Öğretilerinin tabulaşması ve kural niteliği kazanması içinse bir tür tanrısal sözler risalesi getirip önüne sunuyor. Tabii ki olan burda meşrulaştırma işleminde farklı birşey değildir.!
Sürekli bir önceki kavramların değiştirilip önümüze sunulması tarihin tekrarlamasından ibarettir. Dinler yeni şeyler sunmuyor. Sadece birbirlerini tekrar ediyorlar. Ufak tefek düzeltmeler ile meşruluk kazanıyorlar.
Bana ahlaklı olmamı öngören bir dine kıyasla, benim mantığımın bana ahlaklı ol demesi bana cazip ve inanılır bir kaynak olarak görünüyor.
Netice de Evrensel İnsan Hakları Beyannameside [Kaynak:Beyanname] aynı etik değerleri öngörüyorsa ve birbiriyle çelişmeyen yahut kişisel şehvet izlenimler vermeyen bir yapıya sahipse yada farklı bir örnek ile, Şeriat’ın bana söyledikleri, benim Anayasam’da mevcut ve daha insan, değerler ile yazılmıştır.. Bu demektir ki, insanın hayatta yaşayabilmesi için ve rehberlik edinebileceği bir kurallar olması gerektiğinde Dinler Sadece Gereksiz Birer Lüks Konumundalardır.
İnsanın yaşaması için dinlerin ölmesi gerektiği kanısı bence de mantıklıdır..
